Cevap: Hizmet hareketi ilhamını İslam dini ve insanlığın evrensel değerlerinden alan bir sivil toplum hareketidir. 21 Eylül 2021’de A.B.D merkezli Ortak Değerler Birliği’nin (Alliance for Shared Values) 16 başka kurumla birlikte Hizmet hareketinin ortak bir sesi olarak yaptığı temel değerler açıklamasında hareket şu şekilde tarif edilmiştir:
Hizmet hareketi, barış içinde birlikte yaşama ve insanlığa hizmet etme ortak idealine matuf olarak toplumsal sorumluluk ve hayırseverlik çerçevesinde, eğitim, diyalog ve insani yardım faaliyetlerini önceleyen, gönüllülüğü esas alan, barışçıl, dini, sosyal ve kültürel çeşitliliği kucaklayıcı, ilhamını İslami ve evrensel insani değerlerden alan bir sivil toplum hareketidir.
Birçok sosyal bilimcinin Hizmet hareketiyle ilgili görüşleri bu tanımı destekler mahiyettedir.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Sosyoloji profesörlüğü yapmış olan ve İstanbul’daki İsveç Enstitüsü’nün eski direktörü Dr. Elizabeth Özdalga, hareketi hem dini bir hareket hem de bir sosyal ağ olarak görmekte ve onu “dört ana faaliyet alanı etrafında yoğunlaşan bir ağlar topluluğu” olarak tanımlamaktadır. Bu dört ana faaliyet grubu: ekonomik işletmeler; Eğitim Kurumları; yayınlar ve yayıncılık; ve dini toplantılardır (sohbet toplantıları)” Fransa, Paris’teki École des Hautes Etudes en Sciences Sociales’ten (EHESS) sosyolog Nilüfer Gole, hareketi modern bir toplumda yeni bir dindarlık biçimi arayan esasen dini bir hareket olarak görür.
Sosyolog Helen R. Ebaugh, Elizabeth Özdalga, Yasin Aktay, Muhammed Çetin ve diğerleri, hareketin dini anlayışının ana akım olması, insanları ailelerinden ve toplumdan izole etmemesi, alternatif bir düzen kurmaya çalışmaması ve dini özgürlüğüne saygı duyan laik bir rejim altında faaliyet göstermekten mutlu olması gözlemlerine dayalı olarak hareket hakkındaki kült iddiasını reddeder. Kültlerin karakteristiği olan katı disiplin, otoriter liderlik, üyelik ayinleri gibi uygulamalar Hizmet hareketinde söz konusu değildir.
Sosyolog Helen Ebaugh ve siyaset bilimci Doğu Ergil, hareketin açık bir yapıya sahip olduğuna ve hem Müslüman hem de gayrimüslim kökenli vatandaşların katılmasına izin verdiğine dikkat çeker. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ilk yıllarında dinleyicileri Türk Müslümanları iken, özellikle 1990’larda hareketin ulus-ötesi hale gelmesinden sonra, Türk olmayan ve Müslüman olmayan katılımcıların sayısı artmış ve artmaktadır. Graham Fuller, İslamin Anadolu’daki yorumunu benimseyen hareketin pratik, demokratik ve dini gerekçelerle radikal ideolojik bir pan-İslam’a direndiğini ifade eder. Georgetown Üniversitesi’nden dünyaca ünlü İslam alimi John Esposito, Gülen’in hareketteki rolünü Dalai Lama’nınkine benzetmiştir.
Avustralyalı sosyal bilimci Greg Barton, hareketin özünde apolitik olduğu görüşünü ifade eder ve bir sivil toplum hareketi olarak Hizmet’in tepeden dindarlığı empoze etmek için siyasi araçların kullanımını reddettiğini vurgular. Barton’a göre hareket daha yüksek ahlak ve erdem standartlarını aşılamak için eğitime ve bireysel etkileşime dayanır.
Fethullah Gulen Hocaefendi de Milliyet gazetesinden Mehmet Gündem’e 2005 yılında verdiği röportajda hareketin mahiyeti hakkındaki görüşlerini net bir şekilde ifade etmiştir:
Her fırsatta söylediğim gibi, bu hizmetler herhangi bir şahsa bağlı değildir, millete mal olmuştur; müesseseler de milletindir. Ortada, paylaşmayı gerektirecek ne resmi bir organizasyon ve onun kolları vardır ne de elde etmek için kavga verilmesi gereken bir liderlik. İnsanlar, bazılarına saygı duymuş, hürmet ederek sözlerine değer vermiş ve onların tavsiyeleri doğrultusunda millete hizmet etmişlerdir ve ediyorlar. Söyleyen insan tavsiye kabul etmese de millet doğru bulduğu fikirleri bir tavsiye telakki etmiş ve uygulamıştır.
Mesele, farklı yerlerdeki insanların aynı duygu ve düşünce üzerinde ittifak edip benzer faaliyetler ortaya koymalarından ibarettir ki bu da normaldir; bir din, dil, kültür birliği vardır bunlar arasında. Hem unutulmamalıdır ki, etrafında toplanılan şeylerin değerleri zatî ise, yani bunlar öz itibariyle kıymetliyse ve kıymetleri de değişmez şeylerse, bugün olduğu gibi yarın da insanları etrafında toplayacak ve kendine bağlayacaktır.
Bizim dini ve milli değerlerimiz şahıslarla kaim değildir; onların varlığı bazı şahısların varlığına bağlı değildir. Bu değerler yarın da insanları dağılmadan bir arada tutmaya yeterlidir. Bu hizmetler Allah’ın rızası istikametinde devam ettiği müddetçe Cenabı Hak iftiraklara, bölünme ve dağılmalara fırsat vermez. Biz O’na güvenir, O’na sığınırız.
2017 yılında France24 TV kanalına verdiği röportajda da bu konuyla ilgili sorulan bir soruya şöyle cevap vermiştir:
France24: Siz bir kült lideri misiniz?
Fethulllah Gulen Hocaefendi: Ben kendimi beğenmiyorum. Beni beğenenleri de beğenmiyorum. Ben kendimi insanların en küçüğü olarak görüyorum. Ancak Allah’ın rahmetiyle kurtulacağıma inanıyorum. Kendimi berbat bir insan olarak görüyorum.
