İçeriğe geç
Yazı Boyutu

Hizmet Hareketi’ne farklı inanç ve görüşlerden insanlar katılabilir mi?

Hizmetin temel değerleri dökümanın da ifade edildiği gibi: “Hizmet hareketi, ilhamini insan vicdanından ve İslam dininden alan, barış içinde birlikte yaşama ve insanlığa hizmet etme ortak idealine matuf olarak evrensel insani değerler, toplumsal sorumluluk ve hayırseverlik çerçevesinde, eğitim, diyalog ve insani yardım faaliyetlerini önceleyen, gönüllülüğü esas alan, barışçıl, şiddete karşı, dini, sosyal ve kültürel çeşitliliği kucaklayıcı sosyal ve sivil bir harekettir.”

Tariften de açıkça görüleceği gibi her ne kadar başlangıçta kurucuları ve katılımcılarının tamamı Müslüman olsa da din, dil, cins, kültür, coğrafya ayırımı yapmadan bütün insanlığa hizmet sunması ilerleyen yıllarda hareketin hem sivil olma özelliğini pekiştirmiş hem de katılımçeşitliliğini sağlamıştır. Zira hizmetin ortaya koymuş olduğu genel değerler insani, ahlaki ve hukuki düzlemde evrensel ve tarihüstü bir muhtevaya sahiptir. Buna bağlı olarak ortaya koyduğu ve pratik hayata taşımış olduğu projeler de aynı değerlere sahip olan insanların kabulünü beraberinde getirmiştir.

Bir başka ifadeyle şiddet karşıtı, şeffaf, hesap verebilir, insani temel hak ve özgürlüklere saygılı, insan izzet, şeref ve onurunu koruyan, hukukun üstünlüğünü kabul eden herkes Hizmet hareketi içinde kendine yer bulabilir ve nitekim bulmaktadır da. Bugün dünyanın çeşitli ülkelerindeki Hizmet kurumlarına ve katılımcılarına baktığımızda bu çeşitliliği görmek mümkündür. Dünya geneli Hizmet kurumlarında mesleğini icra eden müdür, yönetici, öğretmen, hademe vs çeşitli alanlardaki insanların önemli bir bölümü Müslüman kimliğini taşımamaktadır. Hakeza Hizmetin gönüllüleri arasında da farklı inanç ve dünya görüşlerine sahip olan insanlar yönetici, yönetim kurulu üyesi, danışma kurulu üyesi ve yapılagen faaliyetlerde gönüllü olarak çalışmaktadır. 

Bu aslında Hocaefendi’nin çok sık altını çizdiği “Farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek ahenk içinde birlikte yaşamanın” küçük bir ölçekte de olsa hayata taşınmış şeklidir. Hocaefendi’nin “Herkesi kendi konumunda kabullenme”, “Herkesin gönlümüzde oturacağı sandalyesinin olması” prensipleriyle de desteklenen bu düşünce “birlikte yaşama” adına çok önemli bir teorik temeli ifade etmektedir. 

Sosyo-politik şartlara bağlı olarak Müslümanların farklı inanç sahipleri ile birlikte yaşamasına muhalif ve hala etkisi süren radikal teolojik yorumlar zaviyesinden bakıldığında Hocaefendi gibi ehl-i sünnet geleneğine bağlı bir din aliminin yukarıda ifade edilen yorumları hem Müslüman hem de Müslüman olmayan insanlarının zihinseldönüşümünde ve birbirileri ile olan ilişkilerinin ilerlemesinde öncü bir rol oynamıştır ve hala daha oynamaktadır.

Sözün özü; evet, Müslüman olmayan katılımcılar Hizmetin hemen her alanında ve çeşitli seviyelerde kendilerine yer bulabilir, çalışabilir ve destek olabilirler.

Hizmete Dair sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin