İçeriğe geç
Yazı Boyutu

Fethullah Gülen Hocaefendi´nin şiddet ve ekstremizmle mücadele konusuna bakışı nedir? Hizmet Hareketi bu alanda neler yapmaktadır? 

Fethullah Gülen Hocaefendi, hayati boyunca şiddetin  dini argümanlarla meşrulaştırılmasına karşı çıkmıştır. 70´li yillarda şiddeti kullanan, politik sokak çatışmaları ortaminda, muhataplarını kendilerini  şiddete maruz kalsalar bile şiddetle mukabele etmekten men etmiştir. 

Ayni tutumu, 90´li yılların başlarında sivilleri hedef alan intihar saldirilarini kategorik olarak reddederek de sergilemiştir.  2001 yılında el Kaide´nin saldirisi vuku bulduğunda, kayıtsız şartsız kınayan ilk Müslüman liderlerinden biri olmuştur:

O dönemde yaşanan saldırıların İslâm’la hiçbir şekilde bağdaştırılamayacağını dile getiren ve -bu örgütlerin hedefi hâline gelme riskine rağmen- “Terörist hakiki manada Müslüman olamaz; Müslüman da terörist olamaz.” diyerek meseleyi kestirip atan ikinci bir İslâm âlimi olmamıştır. 

Bu net duruşun ötesinde ise, Hizmet degerlerinin ve temel öğretilerinin hayata geçtiği ortamlarda, eğitim, kolektif pozitif kimlik, saglikli, kendisiyle barışık bir aidiyet hissinin oluşturulmasi, ve gelecekle ilgili ümit kazandirilmasi,  radikal gruplarin devşirme kanallari büyük ölçüde kapatmaktadır. 

Hizmet’in en temel vurgularından biri olan “yaşatmak için yaşama” düşüncesi, özellikle bireylerin radikal gruplara katılmasının temel faktörlerinden birisi olan anlam ve amaç yokluğu ihtiyacini güçlü bir biçimde karsilamaktadir.

Bütün bunlara ek olarak, Hizmet’in dini yorumlama biçimi tekelci yaklaşımlardan uzaktır. Bu da radikal yorumlarla çok temel bir fark teşkil etmektedir: Radikal akımların temel özelliklerinden biri, dinin tek bir yorumunu mutlak doğru olarak kabul etmeleri ve kendi  yorumlarının disinda  yaklaşımları din dişi kabul etmeleridir.  Hizmet Hareketi ise, mutlakcı, tekelci yaklaşımlarla arasına mesafe koyar ve dinin bir beşeri tecrübe olarak, kendi içinde farklılıklar sergileyebileceği konusunda temkinli bir yaklaşımda bulunur. 

Basta da ifade edildiği üzere, Hizmet Hareketi´nin fikri önderi olan Fethullah Gülen Hocaefendi´nin siddete karsi net durusu, daima gaye ve hedefin yanında ona ulaşmak için kullanılan vesilelerin de mutlaka meşru olması gerektiğinin altini cizmesi  ve amaca ulaşmak için her vesileyi meşru gören makyavelist düşüncenin İslâm’da yeri olmadığını ifade etmesi, Hizmet Hareketi´nin radikal düşüncelere temel değerleri açısından ciddi bir set oluşturmasını beraberinde getirmiştir.

Ayrica,  Fethullah Gülen Hocaefendi, her ne kadar İslâm’ın teröre destek vermesinin mümkün olmadığını ifade etse de, 

“Müslümanlar olarak kendi problemlerimizle yüzleşmekten bizi alıkoyan komplo teorilerine sığınmaktan vazgeçip bir muhasebe yapmalıyız: Acaba içimizde yer etmiş gizli istibdat meyilleri, fiziksel şiddet, gençlerin ihmal edilmesi ve dengeli eğitim eksikliği gibi nedenlerle cemiyetlerimiz totaliter zihin yapılı grupların kendilerine eleman devşirmesine müsait hâle mi geldi? Temel insan hakları ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü ve herkesi kucaklayıcı bir zihniyeti bir türlü oturtamadığımız için boşlukta olan kimselerin ümitsizliğe düşmesi ve farklı arayışlara girmesine zemin mi hazırladık?”  şeklindeki sözleriyle Müslümanları bu konuda muhasebeye davet etmiş ve radikal grupların ortaya çıkmasına dolaylı da olsa zemin hazırlayabilecek faktörlerin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

Fethullah Gülen sadece terörün sebeplerini zikretmekle kalmamış, Müslümanlar içinden radikal grupların çıkmasını önleme ve teröre mâni olma adına önemli tavsiyelerde de bulunmuştur: 

“Dinî kaynaklarımızın siyak ve sibaktan koparılarak başka maksatlara vasıta yapılan yorumlarını marjinalize etmeliyiz. Müslüman ulema, fikir erbabı ve aydınlar dinî kaynaklara bütüncül yaklaşımı teşvik etmelidir. Geçmiş çağlarda siyasi ve dinî mensubiyetlerin çakıştığı ve devamlı çatışmaların sürüp gittiği dönemlerde verilen hükümleri gözden geçirebilmeliyiz. Müslümanlara bir dönemde bir Rönesans yaşatan fikir hürriyetini dinin ruhuna sadık kalarak tekrar canlandırmak hem mümkün hem de elzemdir. Şiddete tevessül eden radikallik ve terörizmle ancak böyle bir iklimde hakkıyla mücadele edilebilir.”

Hocaefendi, yukarıdaki ifadeleriyle aşırı radikal grupların İslâm’ı istismar etmelerine ve yanlış yorumlamalarına karşı çıkmış ve bu konuda nasıl hareket edilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Onun şu sözleri ise terörü önleme adına alınması gereken sosyolojik ve pedagojik tedbirlere dikkat çekmektedir: 

“Cemiyetimiz içinde boşlukta olan gençleri erken tespit edip tehlikeli macera arayışlarına girmelerine mâni olacak, ailelere danışmanlık ve diğer hizmetlerle destek olacak altyapıları kurmalıyız. Vatandaşı olduğumuz devletlerle pozitif bir angajmana girerek terörle mücadele planların yapıldığı masalarda oturmalı, fikirlerimizi ifade etmeliyiz. Gençlerimize demokratik yollarla fikirlerini ifade etme yollarını öğretmeliyiz. Okul müfredatlarında erken yaşlarda demokratik değerlerin işlenmesi gelecek nesillerin sağlıklı bir zihin yapısına sahip olması adına önemlidir.”

Özetle,

Fethullah Gülen Hocaefendi hemen her fırsatta terörü lanetlemiş, dini ve akli argümanlarla terörün Müslümanlık ve insanlik adina ne ölçüde öldürücü bir zehir olduğunu ortaya koyarak, şiddet ve terörü önleme adina bir kişim esaslar üzerinde durmuştur. Bu net ve şeffaf olan bariscil tutumun yansimasi olarak, Hizmet Hareketi gönüllüleri de hayata geçirdikleri eğitim ve hoşgörü faaliyetleri ile radikal düşüncelere hazir zemin oluşturan cehalet, yoksulluk, ayrımcılık ve çatışma ile mücadele etme, “yaşatmak için yaşama” temel düsturu ile daha yaşanabilir, daha barışçıl, daha adil bir dünya için seferber olmuşlardır. 

Hizmete Dair sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin